8 Temmuz 2009 Çarşamba

HZ. MEHDİ (A.S.) İSTANBUL'DAN ÇIKACAKTIR


Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)'nin İstanbul’dan çıkacağını gösteren pek çok bilgi verilmiştir. Bir hadiste Hz. Mehdi (a.s.)'nin Türkiye’den çıkacağı ve mücadelesinin sonuna kadar da buradan ayrılmayacağı şöyle bildirilmiştir:


MEHDÎ RUM'DAN, TÜRKLERDEN (çünkü, eskiden Türkiye'ye diyar-ı Rum deniliyordu.) AYRILMAYACAKTIR.
(İş'afü'r-Rağıbîn'den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)





HZ. MEHDİ (A.S.) HİLAFET MERKEZİNİN ESKİDEN BULUNDUĞU YERDEN ÇIKACAKTIR

Ahir zamanda gerçekleşeceği haber verilen hadislerin merkez noktasını Hz. Mehdi (a.s.) ve Mehdiyet oluşturmaktadır. Ahir zamandaki önemli olayların çoğu Mehdiyet etrafında gelişir. Bu olayların yerleri hakkında farklı farklı rivayetler mevcuttur ancak Bediüzzaman Said Nursi, bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:


Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın (şahıslar) hakkındaki rivayetin ihtilafatı ve sırrı (Hz. Mehdi (a.s.) gibi zatlar hakkında farklı haberler olmasının sebebi) şudur ki: Ehadisi tefsir edenler (hadisleri açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler (hadis metinlerini kendi anlayışlarına ve ufuklarının genişliğine bağlı olarak yorumlamışlardır). Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan (yönetim merkezi o zaman Şam kentinde veya Medine kentinde olduğundan),vukuat-ı Hz. Mehdi'ye veya Süfyaniyye'yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler. (Hz. Mehdi (a.s.) veya Süfyan’la ilgili olayların yönetim merkezi (veya başşehir) civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde zannederek öyle yorumlamışlar)."
(Sözler, s. 359)

Bir başka sözünde ise Bediüzzaman Said Nursi konuyu şöyle açıklamıştır:

"Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak'da, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, (Hilafetin merkezi (yönetim veya idari merkez) eskiden Irakta, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, hadislerle ilgili haberleri aktaranlar kendi yorumlamalarıyla sanki hep öyle kalacakmış gibi anlamlandırıp) "Merkez-i Hilafet-i İslamiye" yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler (yönetim merkezi yakınlarında olarak kurgulamışlar, Halep ve Şam demişler). Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler."Hadisteki kısaltılmış öz anlatımı bu şekilde kendi anlayışlarına göre açıklayıp yorumlamışlar.)
(Şualar, s. 492)


Rivayetlerde farklı şehirler geçse de, ahir zaman olaylarının gerçekleştiği yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Peygamberimiz (sav)in iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetlerinin de bulunduğu Hilafet Merkezi'nde gerçekleştiğidir. Bediüzzaman'ın ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkacağı yer hakkında, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)'nin çıkış yeri hakkında rivayetlerin farklı olmasının sebebi de budur. Çünkü hadis aktaran bu ravilerin içtihatları, bilgileri ve görüşleri zamanla çeşitli rivayetlere katılarak (aktarıcılarınınkiyle karışarak) günümüze dek ulaşmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav)’den günümüze kadar Halifelik Merkezinin bulunduğu yer, Şam, Halep, Küfe, Mekke ve en son İstanbul olmak üzere pek çok kez değişmiştir.

Ancak, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi'nde gerçekleştiğidir.

Bediüzzaman da bu sonuca varmıştır. Bilindiği gibi, son hilafet merkezi "İstanbul"dur. Halifelik bu yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Peygamberimizin iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetler İstanbul'dadır. Sonuç olarak, halen bu manevi ünvanı koruyan tek şehir İstanbul'dur. Dolayısıyla Hz. Mehdi (a.s.)'nin de buradan çıkması beklenmektedir (doğrusunu Allah bilir).




HZ. MEHDİ (A.S.) BERABERİNDE, İSTANBUL’DA SAKLANAN KUTSAL EMANETLERLE ÇIKACAKTIR

Abdullah b. Surefeden rivayet edildi ki:
Hz. Mehdi (a.s.)'nin beraberinde, süslenmiş bir halde Peygamberimiz (sav)’in bayrağı olacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 65)


Peygamber (sav)’in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O, Resulullah (sav)’ın vefatından beri açılmamış olup Hz. Mehdi (a.s.) çıkınca açılacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)


HZ. MEHDİ (A.S.) İSTANBUL’U MANEN FETHEDECEKTİR

Hz. İbni Amrdan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) medinenin (şehrin)fethi.

-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.

(*) Bu Konstantiniyyenin Hz. Mehdi (a.s.) tarafından yapılacak fethidir.


(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci,Kıyamet Alametleri, s. 204 - Ramuz-el Ehadis, s. 296)

Doğruyu, yanlışı ayırt eden, aldatmayan, çalmayan ve dinine bağlı emiriniz (Hz. Mehdi (a.s.)) Konstantiniyye'yi (İstanbul’u) fethedecektir.

(Mehdilik ve İmamiye, s. 196)



Dünyada hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim ailemden bir zatın (Hz. Mehdi (a.s.)'nin ) Deylem dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine (İstanbul’a) sahip olması için Allah (c.c.) muhakkak o günü uzatacaktır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 74 / Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)



Hz. Mehdi (a.s.) Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

HZ. MEHDİ (AS)'NİN ÇIKIŞ YERİ


Hz. Mehdi (as) Hilafet Merkezinin Eskiden Bulunduğu Yerden Çıkacaktır

Ahir zaman hakkındaki rivayetlerin merkez noktasını Mehdiyet teşkil eder. Ahir zamandaki önemli olayların çoğu Mehdiyet etrafında gelişir. Ancak bu olayların yerleri hakkında farklı farklı rivayetler mevcuttur. Bediüzzaman bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:

"Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın ihtilafatı ve sırrı şudur ki: Ehadisi tefsir edenler, metn-i ehadisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdiyye veya Süfyaniyye'yi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler."

Sözler, 359

Bir başka yerde de Üstad konuyu şöyle izah etmiştir:

"Merkez-i Hilafet eski zamanda Irak'da, Şam'da ve Medine'de bulunduğundan raviler kendi içtihatlarıyla daimi öyle kalacak gibi mana verip, "Merkez-i Hilafet-i İslamiye" yakınlarında tasvir etmişler, Halep ve Şam demişler. Hadisin mücmel haberlerini kendi içtihatlarıyla tavsil etmişler."

Şualar, 492

Yani, Bediüzzaman'ın üstteki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır.

Mehdiyet olayının gerçekleşeceği yer olarak, her alim kendi zamanının Hilafet Merkezi olan Irak, Şam, Kufe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Ravilerin bu içtihatları da zamanla rivayetlere katılarak günümüze ulaşmıştır.

Ancak, ahir zaman olaylarının vuku bulduğu yerle ilgili rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi'nde gerçekleştiğidir.

Bediüzzaman da bu sonuca varmıştır. Bilindiği gibi, son hilafet merkezi "İstanbul"dur. Halifelik bu yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Peygamberimizin iki sancağı, kılıcı ve gömleği ile diğer mukaddes emanetler İstanbul'dadır. Sonuç olarak, halen bu manevi ünvanı koruyan tek şehir İstanbul'dur.

Hz. Mehdi (as) İstanbul'dan Çıkacak ve Hz. Mehdi İstanbul'u Manen Fethedecektir

Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi (as)'nin İstanbul'dan çıkacağını haber vermiştir:

Hz. Katade (ra)'dan rivayete göre; Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Mehdi, Medine'den çıkacak ve Mekke'ye gelecek. İnsanlar onu, kendi aralarından (tanıyıp) ortaya çıkaracaklar ve o, istemediği halde Rükun ile Makam arasında ona biat edecekler."

(Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Hz. İbni Amrdan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz (altıncısı) medinenin (şehrin)fethi.
-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
(*) Bu Konstantiniyyenin Mehdi tarafından yapılacak fethidir.

(Kıyamet Alametleri, s. 204 Ramuz-el Ehadis, 296)


HZ. MEHDİ (AS)'NİN İSTANBUL'U MANEN FETHETMESİ


Allah O'nun eli ile Konstantiniyye'i fethedecektir.

Hz. Mehdi (as) çetin bir harple Rumla savaşacaktır, Konstantiniyye'yi fethedecektir.

Naim b. Hammad, Cafer'den tahric etti:
Hz. Mehdi (as) ordusunu her tarafa gönderir. Zulüm ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah Teala O'nun elindeki Konstantiniyye'nin fethini müyesser kılar.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 56

Allah Konstantiniyye'yi çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek.

Kıyamet Alametleri, 181

Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve herbirisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar ve birbirlerine, buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de:
"Bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye'yi fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz, çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik. Şeklinde cevap verdiler.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 52
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 42
Kıyamet Alametleri, 169

Ebu Hüseyin Ahmed bin Cafer-el Münadi "Kitab-ul Melahim"inde Ebu Hureyre'den tahric etti:
Doğruyu, yanlışı ayırd eden, aldatmayan çalmayan ve dinine bağlı emiriniz Konstantiniyye'yi fethedecektir.

Mehdilik ve Imamiye , 196

Mehdi Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27

İbni Mace, Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet etmiştir:
Dünya (nın ömrün) den hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim ailemden bir zatın Deylem dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah (c.c.) muhakkak o günü uzatacaktır.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman ,74
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 440

Mehdi Konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takibeden Hz.Mehdi (as) karşı kıyıya geçecektir.

Kıyamet Alametleri, 181
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 57

Allah Konstantiniyye'yi çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek

Kıyamet Alametleri, 181

Hz. İbni Amr'dan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz. (altıncısı) medinenin fethi.
-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
(*) Bu Konstantiniyye'nin Mehdi tarafindan yapılacak fethidir.

Kıyamet Alametleri , 204
Ramuz-el Ehadis, 296

Hatip, Müttefek ve Müfterek'inde Ebu Hureyre'den tahric ettiler:
Rumlar benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir vali (Mehdi) ye gadr ettikten sonra Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada Müslümanların üçte biri öldürülür. Üçüncü gün ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam ederler ve Konstantiniyye'yi fetheder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada "Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır" şeklinde bir ses duyacaklardır.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 73

(Mehdi) Rumlarla 3 gün savaşacak 3. gün galibiyet onun olacak. Konstantiniyye fetholana kadar savaşa devam edecektir.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 29


Rumlar A'mak veya Dabik denilen yerlere inmedikçe kıyamet kopmaz. O vakit medine (şehir) den yeryüzü halkının en hayırlılarından bir ordu Rumlara karşı çıkar. Rumlar müslümanlara : "Bizimle, bizden esir olanlar arasını boşaltınız da onlarla harp edelim." deyince Müslümanlar da "-Hayır asla boşaltmayız, size yol vermeyiz" diye cevap verirler. Akabinde iki ordu büyük bir savaş yaparlar. Sonunda islam ordusunun; üçte biri bozularak kaçar ki Allah onlara ebediyen tevbe ilham etmez, üçte biri şehit olur. Onlar Allah nezdinde şehitlerin en faziletlisidirler. Üçte biride düşmanı bozguna uğratıp fethe devam eder ve hiçbir zaman fitneye düşmezler. İşte bu muzaffer ordu Konstantiniyye'yi fetheder.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 443

İbni Cerir tefsirinde Sudiy'den tahric etti:
Allah-u Teala'nin "Onların dünyadaki zilleti, Mehdi'nin çıkıp Konstantiniyye'yi fethetmesi ve Rumları yenmesidir.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 76

Amr b. Avf'dan (r.a.) rivayet edilmiştir.
Siz muhakkak Benü'l-Asfar ile savaşacaksınız. Sizden sonra gelenler de onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin Müslümanlar onlarla savaşa çıkacaklar ve tesbihler ve tekbirlerle Konstantiniyye'yi fethedecekler.

Sünen-i Ibni-i Mace, 10/359

Konstantiniyye'ye Neresidir?

Konstantiniyye şehrini bir kısım raviler kendi içtihatlarına binaen, Roma olarak anlamışlarsa da hadis-i şeriflerde Konstantiniyye'nin bugünkü Roma şehri olduğuna dair açık bir ifade yoktur. Aksine deliller Konstantiniyye'nin İstanbul şehri olduğunu göstermektedir.

Konstanniyye : İslam dünyasında İstanbul şehri için kullanılmış isimlerden biri.
(Büyük Lugat, TÜRDAV)

İstanbul tarih boyunca çeşitli adlarla anılmıştır. En eski bilinen adi Bizantion'dur. 196 yılında imparator Septimus'un oğlu Antonius'un izafeten Antoninia şeklini almış, fakat 330 yılında imparatorluk merkezi Roma'dan buraya nakledilince, şehre İkinci Roma adı verilmiştir. V. Yüzyılda bu ad Yeni Roma olarak değiştirilmiştir. Fakat sonraları o zamana kadar halkın kullandığı Konstantinopolis=Konstantin şehri, genellikle kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Ansiklopedisi

Bu şehir (Bugünkü İstanbul) IV. yüzyıldan itibaren buradaki imparatorun adına izafeten Constantinopolis adını aldı.
Meydan Larousse

325'te Roma imparatoru olan Constantinus'dan sonra bu kent onun ismi ile anılmaya başlandı.
Gelisim Hachette Ansiklopedisi

İmparator Constantin eski Bizans'ı kendi adıyla anılmaya başlayan yeni bir başkent yapmıştır.
Dünya Tarihi ve Çag. Uyg. Ansk.

Bir kısım rivayetler ise Roma ve Konstantiniyye (İstanbul) 'yi doğru bir şekilde ayrı şehirler olarak ele almışlardır.

Mehdi maiyetindeki kuvvetlerle birlikte Roma'yı Konstantiniyye'yi ve Altın kiliseyi fethetmek için yola çıkar.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 441

Ayrıca başka rivayetlerden de Konstantiniyye'nin İstanbul şehrine işaret ettiğini anlamaktayız. Bu şehir deniz sahilinde ve bir haliç üzerinde kurulmuştur.

Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Magrib dağındaki Masine denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 439

"Ikdid-dürer"isimli eserde söyle geçer:
Konstantiniyye'nin yedi suru vardır. O Rum denizine dökülen Haliç üzerinde kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs'e doğru uzanır gider.

Kıyamet Alametleri, 181

Rumiyye Neresidir ?

Hz. Mehdi (as) ve ashabının fethedeceği yer bazı rivayetlerde Konstantiniyye, bazı rivayetlerde de Rumistan olarak geçmektedir.


Huzeyfe b. Yemani Mehdi kıssası ve Rumiyye'nin fethi hakkında Resulullah 'dan (s.a.v.) rivayet etti.
Mehdi'nin askerleri 4 tekbir getirdiği zaman Rumiyye'nin duvarları yerle bir olacaktır.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 74

Hz.Mehdi Rumistan'ı 4 tekbirle fethedecek.
(Mehdi) Rum kalelerini ve Rumistan'ı tekbirlerle fethedecektir.
.Hz. Mehdi ve ordusu içinde Yüzbaşı çarşının ve her bir çarşıda yüzbin esnafin bulunduğu Rumistan beldesine gelir.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 35-46-36


Rumistan olarak adlandırılan bu şehrin neresi olduğunu İbn-i Hacer-i Mekki şöyle izah ediyor.

Tarihçiler Rumistan olarak isimlendirilen bu beldeyi dünya üzerindeki hiçbir şehirde bulunmayan bir takım hususlarla vasıflandırıyorlar. Bu özelliklere en yakın olan da Konstantiniyye'dir.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 31

Görüldüğü gibi Rumistan ve Konstantiniyye aynı şehre verilen farklı isimlerdir, her ikisi de İstanbul'dur.

Kur'an-ı Kerim'de mübarek beldelerden ve memleketin ana merkezlerine , yani baş şehirlerine gönderilen elçilerden bahsedilmektedir:

28/59- Senin Rabbin, 'ana yerleşim merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Enes Malik 'den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

Enes b. Malik 'den O dedi ki Resulullah (s.a.v) buyurdu:
Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişcesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 88

Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, geçmişle, gelecekle ve ahiret hayatı ile ilgili meseleler hakkında haber verirken tesbihler kullanmıştır.

Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir. (Allahualem Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili rivayetler, bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten itibaren, insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir.

Bazı ulemalar, Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada insanlık tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır. Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman belirlemesi yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti tesbit için, takvim başlangıcı gibi 7 bin yıl evveli ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması yapılmış olur.

İmam Rabbani Hazretleri Mektubat 'ta şu rivayeti nakletmiştir.

Takriben 124 bin tane peygamberimiz gelip geçti.

Mektubat-i Rabbani, 1/354

Hz. Adem'den itibaren Resulullah Efendimiz (sav)'a kadar 124 bin peygamber gelip geçmiştir. Başka bir rivayette İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyurmuştur:

Böyle aradan "1000 senenin" geçtiği vakit, geçen ümmetlerde Ulü'l azm bir peygamberin geldiği vakittir. .

Mektubat-i Rabbani, 1/495

Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene de de Ulü 'l azm bir peygamber gelmiştir.

Her 100 senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem aleyhisselam efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar:
124.000x 100= 12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.)

Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir (Allahualem)

Ahmet İbni Hanbel ilel inde nakletti.
Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, 89


Daha önceki hadislerle dünyanın ömrünün 7 bin yıl oldugunu görmüştük. Burada ise Efendimize kadar 5 bin 600 yıl geçtiği belirtiliyor. Bu rivayete göre Ümmet-i Muhammed 'in ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. (7000-5600=1400) (Allahualem)

Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Ehl-i beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir...
Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah O günü behemehal uzatır.

Sünen-i Tirmizi 4/92

Hz.Ali 'den rivayet olduğuna göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış ta olsa, Allah (cc) benim Ehl-i beytimden bir zatı gönderecek.

Sünen-i Ebu Davud, 5/92

İbn-i Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre 'den tahric ettiler, o dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu:
Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini Melik kılar.

Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Muntazar, 10
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.437


Biraz önceki rivayetlerden ve şartlardan anladığımız kadarıyla Hicri 1400 yılı aynı zamanda Hz. Hz. Mehdi (as)nin çıkış yılıdır. Hicri 1400 yılına girmeye dünya günü olarak 1 gün! bile kalsa, vazifeye hazır bekleyen Hz. Mehdi (as)nin vazifesini yapması için, kıyamet belirli bir zaman ertelenecektir. (Allahualem)

İbni Abbas 'dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır, O dedi ki; Dünya yedi gündür, Her bin gün bin yıl gibidir ve Resulullah (s.a.v.) 'de onun sonunda gönderildi.

Dakkak b. Zeyd-ü Cüheni 'den rivayet ettiler.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah (s.a.v.) 'e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi: O buyurdu ki, Yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin senedir. Ben de O 'nun son bininde olacağım.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 89


Bu rivayetlerden de anladığımız kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri 1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (as)yi bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak, Hz. Mehdi (as)'nin vazifesini yapmasına müsait hale getirilecektir.

İmam Rabbani, Hz. Mehdi (as)'nin peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.

Ancak beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene). Ona bir üstünlük verilip suyu bulması, arttırıla... Böylece kemalatin aslı zuhur edip onun zilletini örte.. Ve nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin.
Allah ondan razı olsun.

Mektubat-i Rabbani, 1/569


Şeriatın teyit hasletleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir.
Bu davanın doğruluğuna adil şahid: İsa'nın (a.s.) Mehdi'nin (r.a.) bu bin içinde var oluşlarıdır.

Mektubat-i Rabbani 1/611


Resulullah (s.a.v.)in ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.)in irtihali üzerinden binsene geçtikten sonra isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl ola.
Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi'nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem'ür-rüsül Resulüllüh (s.a.v.) müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.

Mektubat-i Rabbani 1/440


Peygamber Efendimiz (sav)'in vefatından bin sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yılı içerisinde Hz. Mehdi (as) gelecektir. Bunun için en uygun zaman 1400-1600 yılları arasıdır. Bu seneler ikinci bin yılının tam ortasıdır. 1400'den 1500'e kadar İslamın hakimiyeti, 1500-1600 yılları arasında da bozulma ve kıyamet beklenecektir.

Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi aşmayacaktır.

Kıyamet Alametleri, 299

Celaleddin Suyuti'nin "El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar"isimli kitabından nakil Beddiüzaman Said Nursi Hazretleri de, ümmetin galibiane ömrünün 1506 yılına kadar olacağını bildirmektedir.

"... Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların, cihad edenlerin) son zamanlarına; ve ikinci cümle, binbeşyüzaltı(1506) makamile galibane mücahedenin tarihine.... işaret eder.
(...) bu tarihe kadar (1506) zahir ve aşikarane, belki galibane devam edeceğine remze yakın ima eder."

Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 46

İmam Suyuti (r.a) dahil bir kısım ulema bu ümmetin icabet ömrünün (Hicri) 1500 yıllarına kadar devam edeceğine daha sonra da bozulmanın başlayacağına (Allahualem) diyerek işaret etmektedirler.

Sahih kaynaklı Hadis-i Şeriflere göre Hz. Mehdi (as) zuhur ettikten sonra 40 sene yaşayacaktır. Hz.İsa (a.s.) efendimiz hakkındaki Hadis-i şeriflerde de O'nun yeryüzünde kalış müddedinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir. Bunun bir kısmını Hz.Mehdi (as) ile Hz. İsa (as) efendilerimiz beraber yaşayacaklardır; bu da yaklaşık 7-10 senedir. Bu bilgilere göre Hz.Mehdi (as) ve Hz. İsa (as) efendimizin vefatına kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten 1500'e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de vaziyetin muhafazasına çalışıldığı bir devre olacaktır.

Bu rivayette de Hz. Mehdi (as)'nin yüzyıl başında zuhur edeceği bildirilmektedir.

Zira onun (Hz. Mehdi'nin ) zuhuru, yüz başlarında olacaktır.

Mektubat-i Rabbani

Yukarıda izah edildiği gibi, İmam Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i Muhammed'in ömrü 1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500 yılına ulaşmaya bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı başlarıdır.

Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
Kıyamet, yeryüzünde Allah'a ibadet edilmeyen bir yüz sene geçmedikçe kopmaz.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiiyy-il Ahir Zaman , 92

Yukarıdaki rivayetlerin işaretlerinden saadetli bir yüzyıl geçtikten sonra ve yaklaşık bir yüzyıl zulmün, küfrün hakim olduğu devre geçtikten sonra kıyamet beklenecektir.

Yapılan hesaplar, Hz. Mehdi (as) ancak Hicri 14. asrın başlarında çıktığı taktirde doğrulanacaktır. Ümmetin ömrü Hicri 1500 senesini aşmayacağına göre, Hz. Mehdi (as)nin Hicri 1400'ün başlarında gelmesi gerekmektedir.

El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494
Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai 'nin Kebiri